الْغُفْرَان
Bu ayette Peygamber Süleyman Allah'tan hem bağışlanma hem de olağanüstü bir lütuf ister.
قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَهَبۡ لِي مُلۡكٗا لَّا يَنۢبَغِي لِأَحَدٖ مِّنۢ بَعۡدِيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ
Dedi ki: “Rabbim! Beni bağışla ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık ver. Şüphesiz Sen çok lütufkârsın.”
Kur’an, Saad 38:35
Ayet iki isteği birleştirir: bağışlanma ve lütuf. Süleyman yalnız bağışlanma istemekle yetinmez, bir nimet de ister. Allah'ın hesapsız veren el-Vehhâb olduğunu kabul eder. Hayatımızda bu örneği izleyebiliriz. Eksiklerimizi bağışlaması için Allah'a dua ederken nimetlerini de isteyebiliriz. Bu çift istek O'nun cömertliğine güvenimizi gösterir.
Bugün namazında Allah'tan seni bağışlamasını ve belirli bir nimet vermesini iste; O'nun el-Vehhâb olduğunu kabul et.
|